Öz Şefkat- Kendimize Nazik Olmak

Öz-şefkat kişinin çevresindeki insanlara gösterdiği nezaketi ve ilgiyi kendisine de göstermesidir. Bireyin özüne doğru yönelttiği merhamet ve anlayıştır.

Ne zaman hata olarak algılayacağımız bir şey yapsak zihnimizin içinden çok tanıdık bir ses ‘ah sen ne yaptın?’ diyor değil mi? Bir hata yaptığımızda, bir konuda başarısız olduğumuzda bizi acımazsızca eleştiren, yargılayan, olanlardan bizi sorumlu tutan, bizi tembel olduğumuzu, başarısız olduğumuzu, zayıf olduğumuzu ya da yeterince diğerleri gibi olmadığımızı söyleyen bir ses var değil mi? Dünya üzerinde hiçbir ses, o sesten daha acımasız değildir. İnsan hariç hiçbir canlı acı çektiğinde kendine kızmaz ya da korktuğunda kendini aşağılamaz. Bir şeyler yolunda gitmediği zaman kendisini suçlayıp cezalandırmaz. Öz şefkat dediğimiz kavram da zihnimizin içerisindeki iç sesten bahsetmektedir.

Öz-şefkat kişinin çevresindeki insanlara gösterdiği nezaketi ve ilgiyi kendisine de göstermesidir. Bireyin özüne doğru yönelttiği merhamet ve anlayıştır. Fakat, öz şefkat çoğumuza yabancı gelebilir. Çünkü maalesef birçok insan korkutmanın, cezanın, eleştirilmenin fazlasıyla sık kullanıldığı ortamlarda büyüyor. Birçok insan çocukken bir davranışı değiştirmemiz konusunda korkuyla motive edildi. “Tabağındaki yemekler bitmezse bir daha yemek vermem aç kalırsın” gibi cümleler söylendi. Kontrolü elimizde olmayan duygu ve düşüncelerimiz yüzünden utandırıldığımızda oluyor mu? “Çocuğum nereden geliyor aklına saçma sapan düşünceler? Düşünme!” gibi, bunlar hepimize tanıdık gelen cümleler aslında. Ebeveynler bize bu şekilde konuştukça bizde kendimize bu şekilde konuşuruz. Eğer büyüdüğümüz ortamda kendini sıkça eleştiren biri varsa onu gözlemleyerek davranışlarını da kopyalayabiliriz. Peki bu içimizdeki saldırgan, cezalandırıcı, yargılayıcı iş sesin amacı ne olabilir ki? Amacı da bizi korumaya çalışmak, güvende ve hayatta tutmaktır aslında. Çünkü içimizdeki seste hata yapmamızdan, başarısız olmamızdan, yalnız kalmamızdan ve acı çekmemizden korkuyor. Bir yanımız kendimize nasıl şefkatli davranacağımızı öğrenmek için çabalarken, bir yanımızda öz şefkate karşı direnç gösteriyor. Çünkü kendimize şefkat gösterirsek hata yapacağımızdan korkuyoruz.

Zihnimiz bizi mutlu etmek için tasarlanmadı, bizi hayatta tutmak için tasarlandı. Bizi hayatta tutan iki mekanizma vardır. Birincisi; tehdit ve savunma mekanizmasıdır. Bu mekanizma herhangi bir tehdit veya tehlike ile baş başa kaldığı zaman aktive oluyor. Vücudumuzda bir takım değişiklikler oluşmaya başlar. Sempatik sinir sistemimiz devreye girer, vücudumuz adrenalin ve kortizol hormanları salgılamaya başlar, kalp atışları ve solunum hızlanır, kaslarımız gerilir ve aynı zamanda zihnimizde de bir takım değişiklikler olmaya başlar.  Muhakeme yetimiz örselenir, farkındalık alanımız daralır. Tüm bu değişiklikler tehdit olarak gördüğümüz durumla savaşmaya ve ondan kaçmaya hazırlar. Bu yanımız sadece fiziksel bir saldırıyla baş başa kaldığımızda devreye girmez. Duygusal bir saldırıyla baş başa kaldığımızda da devreye girer.  İkinci mekanizma ise; yatıştırma ve bakım vermedir. Hayatta kalabilmek için bakıma en fazla ihtiyaç duyan tür de insandır. Bireyin hayatta kalabilmesi için anne sütünden başka ihtiyaçları da vardır. Bağ kurmak, sıcaklık, temas gibi.. Ebeveynler doğuştan çocuğuyla bağ kurmaya programlıdır. Bebeklerde doğuştan kendini güvende hissetmek için ebeveynleriyle bağ kurmaya programlıdır. Bu sistem aktive olduğunda sempatik sinir sistemi devre dışı kalır parasempatik sistemimiz devreye girer. Vücudumuz bu sırada sevdiğimiz kişi bize sarıldığında salgılanmaya başlayan oksitosin hormonu salgılamaya başlar. Kalp atışımız, solunumumuz yavaşlar, kaslarımız gevşer ve olaylara daha geniş açıdan bakabiliriz. Çünkü artık birey yatışmıştır.

Kendimizi acımasızca eleştirdiğimizde tehdit ve savunma mekanizmamız devreye girer. Kendimize şefkatle yaklaştığımızda ise, bakım verme ve yatıştırma mekanizması devreye girer. İnsanlar diğer insanlara şefkat vermeyi sanılandan çok daha iyi bilir. Sevdiği biri acı çektiğinde ona ne söylerse iyi gelir? Ona nasıl yaklaşsa iyi gelir? İçimizdeki bu kaynakları kendimiz içinde kullanabiliriz. Acı bizi yakaladığında kendimize dönüp “şu an zor bir an kendime bu durumda nasıl yardımcı olabilirim?”  diye sorabiliriz. Bu soru acının varlığını kabul ettiğimizi, onunla birlikte hareket ettiğimizde ise cesaretli olduğumuzu gösterir. Öz şefkat hem cesaret hem nezakettir. Öz şefkat aslında herkesin acı çektiği, acının kaçınılmaz olduğu yaşamda bireyin kendi kendine destek çıkmasıdır.

Psikolog Elif Nur YILMAZ

X
Bireysel Danışmanlık Hizmetleri için
Tıklayınız
Kurumsal Danışmanlık Hizmetleri için
Tıklayınız