Son dönemde toplumumuzda sıkça gündeme gelen bir soru bulunuyor: “Ekonomik kriz varken neden kafeler, restoranlar ve eğlence mekanları bu kadar dolu?” Ekonomik sıkıntıların her kesimi etkilediği bir dönemde bu soru, birçok kişi için çelişkili görünmektedir. Ancak, bu sorunun yanıtı toplumsal bir davranış biçimi olan doom spending kavramıyla açıklanabilmektedir. Bu kavram, bireylerin yoğun kaygı hissettikleri dönemlerde kontrolsüz harcamalara yönelme eğilimlerini tanımlamakta ve yalnızca Türkiye’ye özgü olmayıp, küresel bir olgu olarak değerlendirilmektedir (Ghosh & Verma, 2021).
Doom spending, ekonomik, toplumsal veya çevresel sorunlar karşısında bireylerin içsel kaygılarını hafifletmek amacıyla bilinçsizce ve anlık haz arayışıyla yaptıkları harcamalar olarak tanımlanmaktadır (Smith & Carlson, 2022). Bu kavram, kötü haberlerin sürekli takibi ile ilişkili olan doomscrolling davranışıyla da bağlantılıdır. Özellikle sosyal medya ve haber sitelerinde sıkça karşılaşılan kriz haberleri, bireylerin kaygı düzeyini artırmakta ve onları anlık tatmin sağlayacak harcamalara yönlendirmektedir (Brown, 2020). Bu tür bir tüketim biçimi, bireylerin varoluşsal kaygılarını kısa süreliğine hafifletse de uzun vadede finansal sıkıntılara yol açmaktadır.

Kötü haberlerin bu kadar yaygın olması bir tesadüf müdür yoksa bireylerin tüketim alışkanlıklarını olumsuz yönde etkileyen bir süreç mi söz konusudur? Bu konuda çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bazı uzmanlar, kötü haberlerin bilinçli olarak yaygınlaştırıldığı ve bireyleri tüketim tuzağına çekmek için kurgulandığına inanmaktadır. Bununla birlikte, sosyal psikologlara göre sürekli olumsuz haberlerin yayılması, bireylerde yalnızca kaygıyı artırmakta ve kişileri anlık hazza yönelmeye teşvik etmektedir (Kaur, 2022). Dolayısıyla, bu teoriye göre bireyler, gündemden kaçış arayışında alışveriş ve sosyal harcamalara yönelmekte, bu durum da onları doom spending davranışlarına itmektedir.
Doom Spending Davranışlarının Temel Özellikleri
Doom spending eğilimi gösteren bireylerin ortak bazı özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bu özellikler, kişisel stresle başa çıkma kapasitesinin düşük olması, gelecek kaygısının yoğun yaşanması ve mutluluk arayışında tüketim odaklı bir eğilim gösterilmesi olarak sıralanabilmektedir. Bu bireylerdeki temel davranışlar şu şekildedir:
Bu davranış kalıpları, bireylerin kısa vadeli rahatlama sağlasa da uzun vadede finansal problemleri artırarak daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Doom spending, ekonomik bir yük haline gelmekte ve bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir (Lee & Young, 2021).
Doom Spending’in Bir Varoluşsal Kaygı Kaynağı Olarak Rolü
Doom spending, bireylerin varoluşsal kaygılarını bastırmak için geliştirdikleri bir başa çıkma mekanizması olarak değerlendirilmektedir. Ekonomik belirsizlik, çevresel tehditler ve toplumsal çatışmalar gibi kaygı yaratan durumlar, bireylerde artan bir içsel baskıya yol açmakta ve bu baskı anlık haz arayışıyla hafifletilmeye çalışılmaktadır (Gibbons, 2023). Ancak bu tür tüketim davranışları geçici bir rahatlama sağlamakla birlikte uzun vadede bireylerde daha büyük finansal sıkıntılar yaratmakta ve varoluşsal kaygıyı daha da derinleştirmektedir (Kozlowski & Meyer, 2022).
Doom Spending Eğilimi Ölçeği
Doom spending eğilimini ölçmek amacıyla aşağıda belirtilen beş soruluk bir ölçek önerilmektedir. Bu sorular bireylerin doom spending eğilimlerini değerlendirme imkânı sunmaktadır:
Bu ölçeğin puanlamasında her bir soruya “Kesinlikle Katılıyorum” 5 puan, “Katılıyorum” 4 puan, “Kararsızım” 3 puan, “Katılmıyorum” 2 puan, “Kesinlikle Katılmıyorum” ise 1 puan verilmesi önerilmektedir. Bu değerlendirme sonucunda toplam puanı 20 ve üzerinde olan bireyler doom spending eğiliminde yüksek puan almaktadır.
Sonuç olarak, kafelerin, restoranların ve sosyal mekânların doluluğu bireylerin giderek artan kaygı ve stresle başa çıkma arayışı olarak değerlendirilmektedir. Doom spending davranışı gösteren bireyler, geleceğe yönelik endişe arttıkça “anı yaşamak” adına daha fazla harcama yapma ihtiyacı hissetmektedir. Ancak bu tür harcamalar, sadece kısa süreli bir rahatlama sağlamakta olup uzun vadede daha büyük ekonomik ve psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Dolayısıyla, bireylerin bu tür kaygı kaynaklarına karşı bilinçli yaklaşmaları, uzun vadeli finansal planlar yapmaları ve baş etme stratejileri geliştirmeleri önem arz etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Doom spending, ekonomik kriz, kaygı, stres, tüketim alışkanlıkları, doom spender, kötü haber, varoluşsal kaygı
Kaynakça
Brown, T. (2020). Social Media and the Spread of Crisis Consumption. Journal of Consumer Behavior, 12(3), 55-67.
Ghosh, S., & Verma, R. (2021). The Rise of Doom Spending: An International Perspective. Economics Today, 15(2), 112-128.
Gibbons, M. (2023). Existential Anxiety and Consumer Behavior in Times of Crisis. Behavioral Economics Review, 29(1), 45-61.
Kaur, J. (2022). Media Consumption and the Impact on Consumer Spending Patterns. Journal of Psychology, 18(4), 322-336.
Kozlowski, L., & Meyer, P. (2022). Financial Stress and Coping Mechanisms in an Era of Uncertainty. Journal of Economic Psychology, 8(1), 95-109.
Lee, C., & Young, B. (2021). Understanding the Patterns of Crisis-Induced Spending. Social Behavioral Studies, 17(2), 201-214.
Smith, J., & Carlson, M. (2022). Doomscrolling and its Psychological Impact on Consumption. Psychological Perspectives, 14(4), 302-319.
Wilson, R. (2020). Living in the Moment: Crisis and Consumption in the Modern Age. Journal of Contemporary Sociology, 10(3), 67-78.